• Biz Kimiz?
    • Hakkımızda
    • Yönelişimiz
    • Bize Ulaşın
  • Çalışmalarımız
    • Etkinlikler
    • Kampanyalar
    • Deklarasyonlar
  • Yazılarımız
    • Politika
    • Açık Kürsü
    • Kültür / Sanat / Bilim
    • Mektubumuz Var!
    • Haklarımız Var!
  • Beynelmilel
    • Uluslararası Mücadele
  • İlham Verenler
  • Medya
    • Video / Youtube
    • Podcast
Kadın Dayanışması
  • Biz Kimiz?
    • Hakkımızda
    • Yönelişimiz
    • Bize Ulaşın
  • Çalışmalarımız
    • Etkinlikler
    • Kampanyalar
    • Deklarasyonlar
  • Yazılarımız
    • Politika
    • Açık Kürsü
    • Kültür / Sanat / Bilim
    • Mektubumuz Var!
    • Haklarımız Var!
  • Beynelmilel
    • Uluslararası Mücadele
  • İlham Verenler
  • Medya
    • Video / Youtube
    • Podcast
No Result
View All Result
  • Biz Kimiz?
    • Hakkımızda
    • Yönelişimiz
    • Bize Ulaşın
  • Çalışmalarımız
    • Etkinlikler
    • Kampanyalar
    • Deklarasyonlar
  • Yazılarımız
    • Politika
    • Açık Kürsü
    • Kültür / Sanat / Bilim
    • Mektubumuz Var!
    • Haklarımız Var!
  • Beynelmilel
    • Uluslararası Mücadele
  • İlham Verenler
  • Medya
    • Video / Youtube
    • Podcast
No Result
View All Result
Kadın Dayanışması
No Result
View All Result

8 Mart 2026: Emeğimiz, bedenimiz, haklarımız için mücadeleye!

Kadın Dayanışması by Kadın Dayanışması
28 February 2026
in Deklarasyonlar, Politika
0
8 Mart 2026: Emeğimiz, bedenimiz, haklarımız için mücadeleye!

fotoğraf: Vedat Örüç / csgorselarsiv.org

Bu yıl da 8 Mart’ta sokakları ve meydanları erkek egemen kapitalist sisteme karşı mücadelemizle, tüm yıl biriken öfkemizle ve taleplerimizle doldurmaya hazırız!

Tek Adam rejimi, kadın mücadelesiyle kazanılmış haklarımıza saldırı planlarını gizleme gereği bile duymuyor. Boşanmada arabuluculuk hamleleri, miras ve nafaka haklarına saldırılar kadınları şiddet döngüsü içine hapsederken, kutsal aile kisvesi altında faili ödüllendiriyor. Cezasızlık politikaları öyle bir boyuta ulaştı ki az ya da çok ceza almış failler bile infaz düzenlemeleriyle salıveriliyor. İktidar yargı paketleriyle yalnızca kazanılmış haklarımızı değil, kadınların ve lgbti+ların doğrudan varoluşunu hedef alıyor. Yargı mekanizması, bizleri korumak yerine haklarımızı elimizden almak için adeta seferber olmuş durumda. Haklarımızdan ve bedenlerimizden elinizi çekin!

Aile değil kadınız! Bedenimizin denetim altına alınmasını reddediyoruz!

İktidarın saldırı politikaları 2025 Aile Yılı ilanının ardından, 2026-2036 döneminin Aile ve Nüfus On Yılı ilan edilmesiyle somutlaşıyor. Türkiye’de doğurganlık hızının düşmesi, iktidarı açık bir paniğe sürüklemiş durumda. Kadın bedenini nüfus politikalarının nesnesi haline getirenler, en az üç çocuk dayatmasıyla kadını kamusal alandan uzaklaştıracak her türlü politikayı yürürlüğe koymakta kararlı. Bedenlerimiz üzerinde hak iddia eden Tek Adam rejimi, kürtaj hâlâ yasal bir hak olsa da hastanelerin yarısından fazlasında bu hizmetin sunulmasını fiilen engelliyor. Onlarca ilde kürtaj hizmetine erişim tamamen kesilmiş durumda. Kadınlar özel hastanelere mecbur bırakılırken, oralarda da on haftalık yasal sınır keyfi biçimde aşağı çekiliyor. Güvenli, parasız ve ulaşılabilir kürtaj hizmeti tüm hastanelerde uygulansın!

Aile politikalarının bir diğer yüzü de genel ahlak söyleminin hak ve özgürlüklerimizin baskılanması ve bedenlerimiz üzerinde bir denetim mekanizması olarak kullanılması için araçsallaştırılması oluyor. Nefret söylemi yaygınlaşıyor. Lgbti+lar düşmanlaştırılıyor. Cinsiyet uyum süreçleri zorlaştırılıyor, kriminalize edilmeye çalışılıyor. Bedenimiz üzerindeki her türlü denetime son!

Yoksulluk kaderimiz değil! Ekonomik şiddet düzenine son!

İktidarın ekonomi tercihleri, açlık koşulları altında bir düzeni normalleştirmeye çalışıyor. Bugün yoksulluk her yaştan kadının en büyük sorunlarından biri. Bu sömürü politikaları, bir yandan ücretli kadın emeğini daha da ucuz hale getirirken, bir yandan kadınları daha güvencesiz koşullarda istihdama çekmenin yollarını arıyor. Bu koşulları apaçık ortaya seren Dilovası’ndaki iş cinayetinde ölen kız kardeşlerimizi unutmadık! Düşük ücretli, esnek, güvencesiz işlerde ve sendikal güvenceden yoksun bırakılarak çalışmayı reddediyoruz! Güvenceli iş, insanca yaşayacak ücret istiyoruz! Eşdeğer işe eşit ücret!

Bakım emeği kamulaştırılsın!

Kadınlar için yoksulluk hayatın her aşamasını kuşatan bir döngü. Evi kıt kanaat imkânlarla çekip çevirmek ve hatta bazen evdeki çocukların ya da erkeklerin ihtiyaçlarını önceliklendirerek kendi öğününden feragat etmek… Yoksulluk mücadelesi veren kadınlar işten eve döndüklerinde devam eden ev içi sorumluluklar nedeniyle ağır bir zaman yoksulluğu yaşıyor. Yeri geliyor, sağlık hizmetlerinden ödün vermek zorunda bırakılıyorlar. Güvenceli bir istihdama erişemeyen kadınlar, sağlık sigortası gibi en temel haklarda bile ancak bir erkek üzerinden hizmet alabiliyor. Bu durum kadın yoksulluğunu derinleştirirken, kadınları en temel yaşam hakları için bile bir erkeğe bağımlı hale getiriyor.

Türkiye, yaşlı nüfus oranında 194 ülke arasında 75. sıraya yükselirken, yaklaşık her dört haneden birinde en az bir yaşlı yaşıyor. Bu verinin çarpıcılığının ardında görünmeyen bir başka gerçek daha var: Kamusal bakım hizmetlerinin yokluğunda bakım sorumluluğu doğrudan hane içine hapsediliyor. Bu durum, bakım emeğinin toplumsal cinsiyet rolleri gereği kadının üzerine yıkılmasıyla sonuçlanıyor. Yaşlılık ve bakım meselesi bu sebeple son derece cinsiyetli bir kriz. Bakım emeği kamusallaştırılsın; her mahalleye ücretsiz kreş, yaşlı bakım merkezi ve kadınlara güvenceli istihdam sağlansın!

Kadın cinayetleri önlensin! Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!

Erkek egemen sistem ve iktidarın cezasızlık politikaları erkek şiddetini besleyip kurumsallaştırırken hayatlarımız her koldan bir kuşatma altına alınıyor. 2025 yılında erkekler tarafından en az 294 kadın öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Koruyucu ve önleyici uygulamaların yetersiz kaldığı, 6284 sayılı kanunun etkin şekilde uygulanmadığı, faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bu ortamda kadınlar şiddetten korunmuyor. Şüpheli kadın ölümlerinin araştırılması dahi reddedilebiliyor. Pek çok kadın ise barınma krizi ve hayat pahalılığı kıskacında sığınacak bir yer veya gidecek bir ev bulamadığı için karakoldan şiddet gördüğü eve geri dönmek zorunda kalıyor.

Diğer yandan translara yönelik art arda gelen tutuklamalar, kötü muamele, eylemlerde gökkuşağı bayrağı taşıyan lgbti+ların hedef alınması nefret politikalarını da körüklüyor. Devletin gözetiminde translar öldürülüyor! Poyraz’ı unutmadık! Trans cinayetleri politiktir!

Göçmen kadınlar ise erkek şiddetinin yanı sıra sınır dışı edilme tehdidi ve kayıtdışı çalışma sonucu ağır sömürü koşullarıyla baş başa bırakılıyor. Dil bariyeri ve hukuk sistemindeki belirsizlikler göçmen kadınları şiddet karşısında büsbütün yalnızlaştırırken, en temel hak arama mekanizmaları onlar için birer sınır dışı edilme korkusuna dönüşüyor.

6284 sayılı kanun etkin uygulansın, İstanbul Sözleşmesi yeniden imzalansın! Her il ve ilçede yeterli sayıda sığınak ile kadın dayanışma merkezleri açılsın! Şiddet önleme ve izleme merkezleri (ŞÖNİM) yaygınlaştırılsın! Üniversitelerde ve işyerlerinde şiddet ve tacizi önlemek için kurullar oluşturulsun! Cezasızlık politikalarına son!

Yaşasın kadın dayanışması! Yaşasın feminist mücadelemiz!

8 Mart’a tüm inancımızla ve kadın mücadelesinden aldığımız sarsılmaz güçle gidiyoruz! Hayatlarımız için, eşitlik için, onurlu bir gelecek için en ön safta direniyoruz! Smart Solar’da, Şık Makas’ta, Migros’ta, Özel Okmeydanı Hastanesi’nde ve daha nice direnişte ışık olan kadın işçilerin cesaretiyle; emeğimiz, bedenimiz ve haklarımız için 8 Mart’ta alanlardayız! Dayanışmamız en büyük gücümüz! Bu sene Serap özgür, bu sene öfkemiz çok daha gür! Sesimiz; Filistin’den İran’a, özgürlükleri uğruna bedel ödeyen, boyun eğmeyen kadınların isyanıyla birleşiyor! Sınırları aşan örgütlü mücadelemizin haklı öfkesiyle geliyoruz! Şiddetsiz, sömürüsüz ve eşit bir dünyayı kendi ellerimizle kurana dek geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz!

Tags: 8 Martfeminist mücadelekadın dayanışmasıkadın mücadelesi
Previous Post

Epstein dosyaları düzeni açığa vururken

Categories

  • Açık Kürsü
  • Beynelmilel
  • Biz Kimiz?
  • Deklarasyonlar
  • Etkinlikler
  • Hakkımızda
  • Haklarımız Var!
  • İlham Verenler
  • Kampanyalar
  • Kültür / Sanat / Bilim
  • Mektubumuz Var!
  • Öne Çıkanlar
  • Politika
  • Söyleşi
  • Uluslararası Mücadele
  • Uncategorized
  • Video / Youtube
  • Yazılarımız

Son Eklenenler

  • 8 Mart 2026: Emeğimiz, bedenimiz, haklarımız için mücadeleye!
  • Epstein dosyaları düzeni açığa vururken
  • Filistin, yerinden edilme ve kadınlar
  • Clean girl akımı: Hangi kadınlar “pis” hissettiriyor?
  • Kadın yoksulluğu: patriyarkal kapitalizmin süreklileştirdiği bir eşitsizlik!

Categories

Açık Kürsü Beynelmilel Biz Kimiz? Deklarasyonlar Etkinlikler Hakkımızda Haklarımız Var! Kampanyalar Kültür / Sanat / Bilim Medya Mektubumuz Var! Politika Söyleşi Uluslararası Mücadele Uncategorized Video / Youtube Yazılarımız Çalışmalarımız Öne Çıkanlar İlham Verenler

Arşiv

Category

  • Açık Kürsü
  • Beynelmilel
  • Biz Kimiz?
  • Deklarasyonlar
  • Etkinlikler
  • Hakkımızda
  • Haklarımız Var!
  • İlham Verenler
  • Kampanyalar
  • Kültür / Sanat / Bilim
  • Mektubumuz Var!
  • Öne Çıkanlar
  • Politika
  • Söyleşi
  • Uluslararası Mücadele
  • Uncategorized
  • Video / Youtube
  • Yazılarımız

Site Links

  • Log in
  • Entries feed
  • Comments feed
  • WordPress.org
  • Hakkımızda
  • Çalışmalarımız
  • Bize Ulaşın

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

No Result
View All Result
  • Biz Kimiz?
    • Hakkımızda
    • Yönelişimiz
    • Bize Ulaşın
  • Çalışmalarımız
    • Etkinlikler
    • Kampanyalar
    • Deklarasyonlar
  • Yazılarımız
    • Politika
    • Açık Kürsü
    • Kültür / Sanat / Bilim
    • Mektubumuz Var!
    • Haklarımız Var!
  • Beynelmilel
    • Uluslararası Mücadele
  • İlham Verenler
  • Medya
    • Video / Youtube
    • Podcast

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.