İran-Afganistan Kadın Örgütü’nün 8 Mart açıklamasının çevirisini okurlarımızla paylaşıyoruz. Açıklama, şubat ayı sonunda İran’a yönelik emperyalist-Siyonist saldırıdan önce yayımlanmıştır.
Çeviri: Kadın Dayanışması
Faşizme, savaşa, ırkçılığa, lgbti+ karşıtlığına ve kadın düşmanlığına karşı birleşik mücadeleye doğru!
8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşıyor. 8 Mart, toplumsal cinsiyete dayalı baskıya karşı mücadeleyi daha da ileri taşımak için dünyanın dört bir yanında kadınların her zamankinden daha sıkı kenetlendiği bir mücadele günü.
Kız kardeşlerimize sesleniyoruz;
Dünyayı yöneten faşistler patriyarkayı, ırkçılığı, göçmen düşmanlığını, ulusal baskıyı, lgbti+ topluluğunun baskı altına alınmasını, sınıfsal sömürüyü ve çevrenin kâr ve sermaye uğruna yıkımını pekiştirmek için nasıl birleşiyorlarsa, kadınlar ve ezilen kitlelerin çoğunluğu da onlara karşı ortak bir mücadele safında yer almakta. Bu dayanışmanın çarpıcı bir örneği, dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın Filistin halkına uygulanan soykırıma karşı İsrail’e ve Siyonistlere karşı yürüttüğü ısrarlı mücadeledir.
Sizi İran’a götürmek istiyoruz; adına İslam Cumhuriyeti denen, bütünüyle faşist ve kadın düşmanı bir rejimin egemenliği altındaki bir ülkeye. Kırk yılı aşkın süredir İranlı kadınlar, kadınlara yönelik baskının yoğunlaşmış ifadesi olan zorunlu örtünmeye karşı aralıksız bir mücadele yürütüyorlar. Üç yıl önce ise “Kadın, Yaşam, Özgürlük” ayaklanmasına öncülük ederek dünya kadın hareketine ilham kaynağı oldular.
Ocak 2026’da İran halkı yaygın zulüm ve baskıya karşı bir kez daha ayağa kalktı; rejim on binlerce kişiyi sokaklarda katletti ve 50 binden fazlasını hapse attı. İran’daki hapishaneler, kadınların büyük bir bölümünü oluşturduğu siyasi tutsaklarla dolu ve rejimin idam makinesi her gün daha fazla can alıyor.
Bugün İran, emperyalist ABD hükümetinin savaş tehdidinin gölgesi altında. Ortadoğu kilit bir bölge: Dünya petrol rezervlerinin yarıdan fazlasını barındırıyor; küresel ticaretin önemli geçiş yolları buradan geçiyor ve coğrafi olarak Asya, Afrika ve Avrupa’yı birbirine bağlayan, askeri-stratejik açıdan kritik bir kavşak. Bu nedenle, Filistin halkına yönelik soykırımın ardından ABD ve faşist İsrail’in İran’a dair temel meselesi nükleer sorun değil; bölgenin ABD egemenliğine tamamen hizmet edecek biçimde yeniden yapılandırılmasıdır. Bu yeniden yapılandırma, İran rejimine diz çöktürmeyi ve rejimin Çin ve Rus emperyalizmine olan bağımlılığını kesmeyi hedefliyor.
Doğrudan ve vekâleten yürütülen emperyalist savaşların deneyimi, sonucun halkların katledilmesinden, hayati altyapının yıkımından ve kadınların savaş ganimetine dönüştürülmesinden başka bir şey olmadığını göstermiştir. Sudan’daki toplu tecavüzler bunun örnekleri arasında. Bugün küresel faşizmin başını çeken Trump, İran halkını açıkça “savaş durumunda koşulların daha da kötüleşeceği” tehdidiyle korkutuyor ve ABD’nin emperyalist stratejisi çerçevesinde halkın katledilmesinin kapsamını genişletmeye çalışıyor. Her savaşta kadınların ve çocukların ilk kurbanlar olduğu açıktır. Yalnızca son derece erkek egemen monarşi yanlıları gibi akımlar “rejim değişikliği” yoluyla iktidar elde etmek için emperyalist savaşı desteklemekte. Filistin halkının soykırımında İsrailli ve Amerikalı faşistlerin yanında yer alanlar da onlar. İran’a yönelik her türlü savaş, hangi bahaneyle olursa olsun, halkın ve özellikle kadınların mücadelesine doğrudan bir darbe olacaktır.
Bu bağlamda sizi şimdi de Afganistan’a götürüyoruz. Ekim 2001’de Bush yönetimi “kadınları kurtarma” sloganıyla Afganistan’a saldırmış; askeri işgal ve Avrupalı müttefiklerinin desteğiyle “yeni dünya düzeni”ni gerçekleştirmek adına on binlerce insanı katletmişti. Afganistan İslam Cumhuriyeti adlı bir kukla devlet kurarak 20 yıl boyunca hedeflerini ilerletmeye çalıştı. Ancak bazı iç ve uluslararası çelişkiler buna engel oldu ve sonunda ABD Afganistan’ı, daha önce “terörist” ve “kadın özgürlüğünü ihlal eden” diye adlandırılan Taliban’a elleriyle teslim etti. O günden bu yana kadınlar daha da ağır bir esarete sürüklenmiş durumda. Afganistan, Taliban’ın İslam Emirliği yönetimi altında kadınlar için koca bir hapishaneye dönüştü.
8 Mart’ta kız kardeşlerimize çağrımızdır: İranlı kadınların İslam Cumhuriyeti rejimine karşı, Afgan kadınların ise Taliban’ın İslam Emirliği’ne karşı yürüttüğü mücadeleleri destekleyin. İran’a yönelik her türlü askeri saldırıya ve ABD emperyalizminin müdahalesine karşı çıkın. Dayanışmanız; kadınların ezilmesinin başlıca sorumluları olan kadın düşmanı gericilere, İslami faşistlere, emperyalizme ve onun destekçilerine karşı mücadele cephelerini genişletip güçlendirmeleri için İran ve Afganistan’daki kadınlara cesaret ve güç verecektir.
İran-Afganistan 8 Mart Kadın Örgütü
