Bu 8 Mart’ta da kadın ve lgbti+lar dünyanın dört bir yanında feminist dayanışmayı örmeye devam etti. Küresel kadın hareketinde eşit ve özgür yaşam talebi her ülkede sokaklara taşındı. İran, Filistin ve Ukrayna’da süren direnişle dünya çapında enternasyonal dayanışma öne çıktı. Barselona’da sömürgeci ve faşist emperyalizme karşı transfeminizm vurgusuyla bir araya gelindi. Ukrayna’da Rusya’nın işgalinden bu yana gerçekleşen ilk 8 Mart kadın yürüyüşü; aileyi koruma odaklı medeni kanunu ve askeri tacizleri merkezine aldı. Arjantin’de mücadeleyle kazanılan kürtaj ve cinsel eğitim gibi haklara saldıran Milei hükümetine karşı kadınlar bir aradaydı. Berlin’de 8 Mart eylemlerine feminist hareketin yanı sıra sendikalardan da yoğun katılım oldu. Güney Kore’de toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını daraltma yönündeki adımlara itirazlar yükseltildi. Brezilya’da kadın ve trans cinayetlerinin önlenmesi adına bütçe ayrılması talebinin altını çizdi. Pakistan’da devletin demokratik ve yasal haklara yönelik saldırısının savunulması, 8 Mart eylemlerinin ana vurgularından oldu. Paris’te Gisele Pelicot ve kızı Caroline Darian’ın da eşlik ettiği yürüyüşte cinsel şiddete ve muhafazakârlığa karşı ses çıkarıldı.
Yasaklara, baskılara, tüm engellere rağmen Türkiye’nin dört bir yanında da yine, yeniden bir araya geldik. İstanbul 8 Mart Kadın Platformu’nun çağrısıyla 8 Mart sabahı onlarca kortej Kadıköy Boğa’da buluşup sloganlarımızla Rıhtım’a yürüdük. “Yoksulluğa, şiddete, sömürüye, savaşa karşı kadınlar isyandayız!” diyerek erkek egemen sömürü düzenine, derinleşen yoksulluğa, erkek şiddetine ve emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı sesimizi yükselttik. 8 Mart akşamında ise Taksim Sıraselviler’de 24. Feminist Gece Yürüyüşü’nün çağrısıyla buluştuk, “Kurtuluşumuz feminizmde!” sloganıyla dünyayı değiştirme gücümüzü vurguladık. Milliyetçi kışkırtmalara karşın “Jin Jiyan Azadi / Kadın Yaşam Özgürlük” sloganını haykırdık.
Kadınlara ve lubunyalara yönelik baskılar 8 Mart gününde de devam etti; provokasyon ve gözaltılara rağmen alanı dolduranlar, hakları ve özgürlükleri için bir aradaydı. Hem gündüz hem de gece yapılan gözaltılarda lgbti+lar doğrudan hedef alındı. Gökkuşağı bayraklarına ve lgbti+ların bedenlerine yönelik denetimin dozunu giderek artıran iktidarın saldırılarına bir kez daha tanık olduk. Patriyarkaya ve erkek egemen düzene karşı mücadelemiz, baskılar ve engellemelere rağmen devam ediyor, edecek.
“Aile değil, kadınız!” diyerek kadınların yaşamları ve bedenleri üzerinde kurulmak istenen denetimi reddediyoruz.
Yoksulluğa ve ekonomik şiddete karşı duruyor; güvenceli iş ve eşdeğer işe eşit ücret taleplerimizi savunmaya devam ediyoruz. Sömürüye dayalı bir emek düzenini kabul etmiyoruz.
Kadınların şiddetten korunması için İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanmasını ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmasını istiyoruz.
Bir arada durduğumuz sokaklarda taleplerimizi görünür kılıyoruz. Sınır tanımayan feminist mücadelemiz; Filistin, Suriye ve İran’da özgürlük için mücadele eden kadınlarla dayanışma içinde birleşiyor. Sömürüsüz ve eşit bir dünyayı birlikte kurana dek vazgeçmiyoruz.
8 Mart’ta dünyanın dört bir yanında sokakları, meydanları dolduran kadınlardan; mücadele ve dayanışmamızdan aldığımız güç ile emeğimiz, bedenimiz ve haklarımız için mücadeleyi büyütmeye; yaşamın her alanında hak ve özgürlüklerimiz için direnişimizi sürdürmeye devam edeceğiz!
