Bu yıl 1 Mayıs’a açlık sınırının altında kalan bir asgari ücretle giriyoruz. Dahası emperyalist ve Siyonist saldırılar sebebiyle başlayan savaşla beraber içerisinde bulunduğumuz ekonomik kriz her geçen gün daha da derinleşiyor. Ekonomik krizin faturası emekçi halka kesilirken kadınlar derin bir yoksullukla, daha da eşitsiz koşullarla karşı karşıya kalıyor.
DİSK Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi’nin hazırladığı Kadın Emeği Raporu’na göre Türkiye’de çalışma çağındaki kadın nüfusunun yüzde 64’ü iş hayatına dahil dahi olamıyor. İktidar “Aile Yılı” adı altında kadınları evlere hapsetmek, azalan doğum oranlarına dair tabloyu değiştirmek, ev ve bakım işlerinin yükünü tamamen kadınların omzuna yüklemek istiyor. İstihdamda olsun veya olmasın kadınlar bir de evlerde şiddet sarmalına sürükleniyor.
Kadın yoksulluğunun tek nedeni ise işsizlik değil. Rapora göre, istihdam edilen her 10 kadından 3’ü kayıtdışı çalışmak zorunda bırakılıyor. İktidarın kadın düşmanı politikalarının bir diğer ayağı olan kadınların esnek ve güvencesiz işlere mecbur bırakılmasının bir sonucu olarak pek çok kadın kayıtdışı çalışıyor. Bu da iş hayatındaki kadınların hak mücadelelerindeki en büyük engeli doğuruyor: örgütlenememek. Rapora göre kadın işçilerin yalnızca yüzde 10’u sendikalı. Bu örgütlenmelerin gerçekleştiği işkolları ise genel işler; banka, finans ve sigorta ile sağlık ve sosyal hizmetler. Tekstil, gıda, taşımacılık ve metal gibi birçok işkolundaki kadın işçiler örgütlenemediği için işyerlerinde gasp edilen hakları için mücadeleye katılamıyor.
Evli veya bekar, genç veya yetişkin, üniversite mezunu veya değil birçok kadın, hayatın her alanında yoksulluk ve eşitsizlik ile karşı karşıya. İstihdama katılması engellenen, katılsa dahi en güvencesiz işlere mecbur bırakılan, iş hayatında yaşadığı bin bir türlü zorluk karşısında sendikalaşamayan, ücretli-ücretsiz emek kıskacındaki kadınların içerisinde bulundukları bu durum karşısında, taleplerimiz etrafında bir mücadele hattı örmeliyiz.
Ev işleri kaderimiz değil. Ev ve bakım işleri toplumsallaştırılmalı. Her mahalleye ve işyerine nitelikli ve ücretsiz kreş zorunluluğu getirilmeli. Ücretsiz ve kamusal bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı.
İşyerlerinde şiddet, taciz ve mobbingi önleyecek mekanizmalar kurulmalı, ILO 190 etkin şekilde uygulanmalı. Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa son verilmeli. 6284 etkin uygulanmalı; şiddete karşı etkili korunma, barınma ve sosyal destek mekanizmaları artırılmalı.
Ucuz işgücü olarak görülüyor, kayıtdışı işlerde canımızı tehlikeye atmak zorunda kalıyoruz. Kayıtdışı çalışmanın önüne geçilmeli; kadınların iş hayatına güvenceli, eşdeğer işe eşit ücret aldığı koşullarda katılabilmesi sağlanmalı. Ücretler insanca yaşayacak düzeye çıkarılmalı, gerçek enflasyon oranında üç ayda bir otomatik olarak artırılmalı. Kadın ve lgbti+ emekçilerin sendikalaşmasının ve örgütlenmesinin önündeki her türlü engelleme ortadan kaldırılmalı.
