Munzur Üniversitesi’nde öğrenci olan Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kaybolmuş ve kendisinden bir daha haber alınamamıştı. Bir yıl önce göreve gelen yeni savcı ise ilk iş Gülistan Doku dosyasını raftan indirdiğini söylemişti. Geçtiğimiz günlerde Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir safhaya geçildi. Aralarında dönemin Tunceli Valisi ve başka kamu görevlilerinin de olduğu 10’u aşkın kişi gözaltına alındı ve ardından tutuklandı.
Altı sene sonra yaşanan gelişmeler haliyle “Neden şimdi?” sorularına kapı araladı. Öyle ya, önce aileyi ve kamuoyunu oyalamak üzere aylarca süren bir baraj araması yapılmış, sonra “Gülistan intihar etti” iddiaları ile mesele hasıraltı edilmeye çalışılmıştı. Şimdilerde magazinel biçimde saat başı dosya ile ilgili detay veren, siyasal iktidara yakınlığı ile bilinen ana akım medya, pek çok şüpheli kadın ölümünde yaptığı gibi o dönem de Gülistan’ın intihar ettiğine dair iddiaları haberleştirmekle meşguldü.
“Neden 6 sene sonra?” sorusuna verilen bazı cevaplar var elbette. Devlet içi hesaplaşma, Akın Gürlek’in imaj çalışması, kadın savcı farkı gibi değerlendirmeler bunlardan bazıları. Oysa bu cevaplar doğru olsa dahi gözden kaçan bir şey var ki, bizce meselenin esasını oluşturuyor: Gülistan’ı ve benzer şüpheli kadın ölümlerini yıllarca gündemde tutan kadın örgütleri olmasa, kızlarının izini sürmekten asla vazgeçmeyen bir aileden söz etmiyor olsak ne bu mesele üzerinden bir hesaplaşma görülürdü ne de yeni İçişleri Bakanı bu mesele üzerinden bir imaj çalışmasına girişirdi. Tüm bu gelişmeler kadın mücadelesinin meşruiyetini ve gücünü bir kez daha kanıtlar nitelikte.
Elbette 6 sene sonra tüm bu deliller, şüpheliler gökten zembille inmedi. Devlet 6 sene önce de Gülistan Doku soruşturmasını bu şekliyle yürütebilecek imkânlara sahipti. Şimdilerde öğrendiğimiz detaylarla birlikte bir kere daha görüyoruz ki cinayetin faili olan erkekler, devletin şüpheli kadın ölümleri için seferber etmediği imkânlarından sonuna kadar istifade etmiş. Baş şüphelilerden biri valinin oğlu, bir diğerinin üvey babası polis memuru. Gözaltına alınanlar arasında yer alan başka bir polis memuru ise Gülistan’a ait kamera kayıtlarını silmesi için kendisine 10 bin dolar verildiğini itiraf etti. Dönemin Tunceli Valisi’nin delil karartarak, kamuoyunu yanlış bilgilendirerek meselenin üstünü örttüğü, oğlunu kurtarmaya çalıştığı herkesin malumu. Tüm bu delil karartma ve ihmaller zincirinde üniversite çalışanından hastane başhekimine uzanan dahiliyet, patriyarkal sistemin tıkır tıkır işleyişini de gözler önüne seriyor.
İntihar denilerek, kaza denilerek kadın cinayetlerinin üstünün nasıl örtüldüğünü ne yazık ki dün öğrenmedik. Gülistan Doku ilk ve son şüpheli kadın ölümü değil. Fakat cinayetlerin üstünü örten patriyarkal işbirliği hiç bu denli deşifre olmamıştı. Rojin Kabaiş, Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman ve adını sayamadığımız yüzlerce kadın… Bu dosyalardaki kuvvetli şüphelerin soruşturulması, birilerinin siyasal hesaplarına bağlı olmamalı. Her birinin akıbetini sormaya, bir kişi daha eksilmemek için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılsın!
Gülistan Doku davasında etkin soruşturma!
Tüm sorumlular yargı önüne!
